Avrupa Birliği mevzuatına uyum çerçevesinde, Türkiye’de ürün güvenliği ve alınacak tedbirlere ilişkin olarak kapsamlı bir düzenlemeye gidilmiş ve Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin 03.12.2001 tarihli Genel Ürün Güvenliği’ne dair 2001/95/EC sayılı Direktifi (“Direktif”) dikkate alınarak, piyasaya arz edilen ürünlerin güvenliğinin sağlanması, tehlikeli ürünlerin tespiti ile bu ürünlere yönelik alınacak önleyici ve düzeltici tedbirlerin usul ve esasları belirlenmiştir.
Yapılan bu düzenlemeler kapsamında, güvenli ürün; kullanım süresi boyunca ve uygulanabilir olduğu hallerde piyasaya arzı, kurulumu ve bakım süreçleri de dikkate alındığında, normal ve makul ölçüde öngörülebilir kullanım koşulları altında insan sağlığı ve güvenliği açısından risk oluşturmayan ya da yalnızca kullanımın doğasından kaynaklanan asgari düzeyde risk içeren ürün olarak tanımlanmıştır.[1]
Bir ürünün güvenli kabul edilebilmesi için; ürünün bileşimi, ambalajı, montaj talimatları ile mümkün olduğu durumlarda kurulum ve bakım talimatları da dahil olmak üzere tüm özelliklerinin; diğer ürünlerle birlikte kullanımının makul ölçüde öngörülebilir olduğu hallerde, bu ürünler üzerindeki etkilerinin, ürünün sunumu, etiketlenmesi, kullanımı ve imhasına ilişkin uyarı ve talimatları ile bilgilendirmelerinin; ayrıca başta çocuklar, engelliler ve yaşlılar olmak üzere risk altındaki tüketici grupları kapsamında insan sağlığı ve güvenliği açısından ürünün yüksek düzeyde koruma sağlaması gerekmektedir.[2]
İlgili yasal düzenlemeler uyarınca, ürünün güvenli olması zorunludur. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu’na (“Kanun”) uygun olarak hazırlanan teknik düzenlemeler uyarınca, insan sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümlerine uygun olan bir ürünün, aksi ispat edilene kadar, güvenli ürün olduğu kabul edilmektedir.[3] Yine, bir ürünün güvenli olup olmadığı tespit edilirken, bir ürünün Türkiye’de geçerli teknik düzenleme, standart veya kalite kurallarından farklı esaslara göre üretilmiş olsa bile, Düzenlenmemiş Alanda Karşılıklı Tanıma Yönetmeliği kapsamında olmak kaydıyla, Avrupa Birliği üyesi bir ülkede yasaya uygun şekilde üretilen veya serbest dolaşıma sunulan ürünlerin de güvenli olduğu kabul edilmektedir.[4] Bir ürüne ilişkin teknik bir düzenlemenin veya insan sağlığı ve güvenliğine ya da belirli risklere yönelik özel hükümlerin bulunmaması halinde, ürünün güvenli olduğu, öncelikle Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayımlanan Avrupa standartlarına karşılık gelen ulusal standartlara uygunluk esas alınarak, aksi halde diğer ulusal ve uluslararası standartlar, yetkili kuruluşlar ile Avrupa Komisyonu görüşleri, sektörel iyi uygulamalar, teknik ve teknolojik gelişmeler ile tüketicinin makul güvenlik beklentileri de dikkate alınarak belirlenir.[5]
Bu tanımlardan yola çıkarak, tehlikeli ürün kavramı ise güvenli olmayan ürünü ifade etmektedir.[6] Piyasada daha güvenli ya da daha az risk taşıyan ürünlerin bulunması, tek başına bir ürünün tehlikeli sayılması için yeterli değildir.[7] Ancak bir ürünün, Kanun ve sair yasal mevzuat kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucu, özellikle insan sağlığı ve güvenliğine karşı bir tehdit oluşturması hallerinde, işbu ürünler, tehlikeli ürün olarak nitelendirilmekte ve bu ürünlere ilişkin olarak birtakım tedbirlerin alınması öngörülmektedir.
Bu kapsamda, ürünün, tehlikeli ürün olduğuna dair yeterli gerekçe bulunduğuna kanaat getirilmesi hallerinde, tehlikeli ürünün piyasaya arzının durdurulması, piyasada bulundurulmasının önlenmesi, piyasadan çekilmesi veya tehlikeli ürünün piyasadan geri çağrılması da dahil olmak üzere tüm tedbirlerin alınması zorunludur. Ancak ürünün geri çağrılması, diğer tedbirlerin riski gidermede yetersiz kalması halinde son çare olarak uygulanmaktadır.[8]
Ürünün geri çağrılması, belirli ürünlerin, olası güvenlik riskleri nedeniyle üretim, satış ve kullanım süreçlerinden uzaklaştırılmasını ifade etmektedir.[9]
Özellikle ürünün geri çağrılabilmesi için, söz konusu ürünün tüketiciler açısından ciddi tehlike oluşturması, tehlikeli maddeler içermesi, hatalı kullanımının ciddi yaralanma ve hatta ölüme yol açma riski taşıması ve/veya ürün güvenlik standartları ve ilgili düzenlemelere aykırı olması gerekmektedir.[10]
Bu anlamda tehlikeli ürün krizleri; üretici ihmali, tasarım veya üretim hataları, daha önce güvenli kabul edilen ürün veya malzemelerle ilgili yeni bilimsel bulgular, çevre kirliliği, yanıltıcı işlemler, öngörülemeyen hatalı kullanım veya güvenlik standartlarının karşılanamaması gibi çeşitli sebeplerden kaynaklanabilmektedir.[11]
Tehlikeli ürünlerin geri çağrılması kapsamında, her türlü oyuncak, otomobil, ilaç, teknolojik alet, tıbbi cihaz ve gıda ürünleri vb. birçok ürünün geri çağrılması mümkün bulunmaktadır.[12] Yakın geçmişte yaşanan Boeing firmasına ait Boeing 737 MAX serisi uçaklarının, sistem hatası kaynaklı sorunları sebebiyle geri çağrılması ve Mattel’in kurşunlu boya içeren oyuncakları sebebiyle 967.000 oyuncağının[13] ve aynı şekilde Airbus’ın yazılım hatası nedeniyle dünya çapında yaklaşık 6.000 uçağının geri çağrılması,[14] tehlikeli ürünlerin geri çağrılmasına örnek olarak verilebilmektedir.
Bu doğrultuda, tehlikeli ürünlerin, üretici ve/veya dağıtıcı tarafından kendi inisiyatifleriyle geri çağrılması mümkün olduğu gibi, yetkili kuruluş da, piyasada bulunan tehlikeli ürünleri, üretici ve/veya dağıtıcılarla koordineli bir şekilde hareket ederek geri çağırmaya, tehlikeli ürünlerin imhasını talep etmeye ve tüm bu tedbirleri bizzat kendisi almaya yetkilidir. [15] Dolayısıyla, üretici ve/veya dağıtıcının, gerekli hallerde tehlikeli ürünü piyasadan geri çağırmaması durumunda, yetkili kuruluş, tehlikeli ürünün piyasaya arzının ivedilikle durdurulmasını, piyasada bulundurulmasının önlenmesini, piyasadan çekilmesi ve geri çağrılmasını, dağıtıcıların bu kararlardan haberdar olmaları ve kararlara uymalarını sağlamak amacıyla gerekli tedbirlerin alınmasını ve ürünün taşıdığı riskler hakkında nihai kullanıcıların uyarılmasını, ürünlerin uygun koşullarda imhası veya işlevsiz hale getirilmesini, öneri ve teşhirinin durdurulmasını sağlayabilme yetkisi bulunmaktadır.[16]
Zira, tehlikeli ürünün halen daha piyasada kalmaya devam etmesi, kullanıcı açısından büyük bir tehlike yaratacak olup bu tehlikenin bertaraf edilmesine yönelik tedbirlerin alınmasının, hiçbir üretici ve/veya tedarik zincirindeki bir sonraki dağıtıcı da dahil olmak üzere herhangi bir dağıtıcının inisiyatifine bırakılması mümkün değildir.
Bunun yanında, yetkili kuruluşun, ürünün internet ortamında tanıtımının ve satışının yapılması halinde Bilgi İletişim ve Teknoloji Kurumu ile iş birliği içinde içeriğe erişime engellenmesi; televizyon veya radyo üzerinden yapılması halinde ise, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile iş birliği içerisinde tanıtım ve satışının durdurulması tedbirlerini alma konusunda da yetkisi bulunmaktadır.[17] Yetkili kuruluş ayrıca, uzaktan iletişim araçları üzerinden, piyasa gözetimi ve denetimi amacıyla görevlendirdiği kişiler aracılığıyla, satın alınan ürünleri numune olarak esas alabilmektedir.[18]
Tehlikeli ürünün geri çağrılmasına yönelik olarak, üretici ve/veya dağıtıcılar, mesleki bilgi ve tecrübeleri kapsamında, ürünün genel güvenlik gereklerine aykırı riskler taşıdığını bilmeleri ve/veya makul olarak bilmeleri gereken hallerde, söz konusu riskler ile alınan tedbirleri ve sonuçları hakkında yetkili kuruluşu gecikmeksizin ve ayrıntılı olarak bilgilendirmekle mükelleftir.[19]
Üretici ve/veya dağıtıcıların, yasal mevzuat uyarınca alması gereken tedbirleri almaması, yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve her türlü yasal mevzuata aykırılık hallerinde, haklarında idari yaptırım uygulanacak olup[20] yetkili kuruluşun talep ve uyarısı olmaksızın tehlikeli ürünün geri çağrılması da dahil her türlü tedbiri kendiliğinden alan ve aykırılığı tamamen ortadan kaldıran üretici ve/veya dağıtıcılar hakkında idari yaptırım uygulanmayacağı da ayrıca düzenlenmiştir.[21]
Yine, Kanun’un 6. maddesi uyarınca, tehlikeli ürünün bir kişiye ve/veya bir mala zarar vermesi ve nedensellik bağı bulunması halinde, ilgililer, zararın tazminiyle yükümlüdür.[22] Zararın, üründeki uygunsuzluğun yanı sıra 3. kişinin fiili veya ihmalinden kaynaklanması halinde, tazminat sorumluluğu azalmamaktadır, ancak zarar, zarar görenin veya zarar görenin sorumluluğundaki bir kişinin kusurundan kaynaklanmışsa, işbu tazminat sorumluluğu azaltılabileceği gibi tamamen de kaldırılabilmektedir.[23]
Ayrıca, üretici ve/veya ithalatçının, ürünü piyasaya kendisinin arz etmediğini, uygunsuzluğun dağıtıcı veya 3. kişinin müdahalesi veya kullanıcı kaynaklı olduğunu veya teknik düzenlemelere veya zorunlu teknik kurallara uygun üretimden doğduğunu ispat etmesi halinde idari yaptırım ve ürün sorumluluğu tazminatının uygulanmayacağı da düzenlenmiş bulunmaktadır.[24]
Bu kapsamda Kanun ile, yükümlülükleri yerine getirmeyen kişiler hakkında geri çağırma, imha, idari para cezası gibi birtakım idari yaptırımlar düzenlenerek caydırıcı bir mekanizma ortaya konulduğu[25] ve ürün sorumluluğu tazminatı kapsamında kullanıcıları koruyan hükümler getirildiği görülmektedir.
Tehlikeli ürünler hakkında gerekli tedbirler alınması akabinde, kullanıcılar, ürünün içerdiği riskler ve alınan tedbirler konusunda, engellilerin erişilebilirliği de gözetilerek, etkili şekilde bir duyuruyla bilgilendirilmeli; bu duyuruda, ürünün ayırt edici bilgileri, alınan tedbirler, tehlikenin nedeni, sorumlu gerçek ve/veya tüzel kişinin her türlü iletişim bilgileri ve tehlikeden kaçınmaya yönelik öneriler[26] ile geri çağırma tedbiri kapsamında yapılan duyurulara ilişkin bunlara ek olarak, ürünün teslim veya onarım adresleri ve irtibat noktaları ile nihai kullanıcıya sunulan teklif ve seçeneklere de yer verilmelidir. [27]
Ayrıca ürünü teslim eden kullanıcıya, ürünün geri çağrılmasına yol açan tehlikenin giderilmesi, teslim tarihindeki perakende satış bedelinin iadesi veya teknik düzenlemeye uygun, güvenli ve eş değer bir ürünle değiştirilmesi seçeneklerinden en az birinin sunulması zorunludur.[28] Geri çağırmaya ilişkin tüm masraflar, tehlikeli ürünü geri çağıran üretici ve/veya dağıtıcılar tarafından karşılanır ve nihai kullanıcının tehlikeli ürünü zamanında ve kolaylıkla teslim edebilmesi için gerekli koşullar sağlanmalıdır.[29]
Tüm bu düzenlemeler kapsamında, ürün güvenliği, yalnızca piyasaya sunulan ürünlerin teknik standartlara uygunluğunu sağlamakla sınırlı kalmayıp olası risklerin önceden tespit edilmesi, tehlikeli ürünlerin piyasadan hızlı bir şekilde geri çağrılması ve kullanıcıların bilgilendirilmesi gibi kapsamlı önlemleri içermektedir. Avrupa Birliği’nin Direktif’i ve Türkiye’deki uyum mevzuatı, ürünlerin güvenliğinin sağlanmasını hukuki bir zorunluluk haline getirmekte; üretici, ithalatçı ve dağıtıcıların sorumluluklarını net bir şekilde belirlemekte ve riskin ciddiyetine göre alınacak tedbirleri düzenlemektedir.
Bu çerçevede, ürün güvenliği sadece kullanıcıların korunmasını sağlamakla kalmayıp aynı zamanda işletmelerin sorumluluk bilinciyle hareket etmesini, piyasa gözetim ve denetim mekanizmalarının etkin çalışmasını ve güvenli ürün kültürünün yaygınlaşmasını mümkün kılmaktadır. Sonuç olarak, ürün güvenliği düzenlemeleri, modern tüketici pazarlarında hem güveni artıran hem de toplumsal riskleri azaltan temel bir araç olarak değerlendirilmektedir.
[1] Bkz.: Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği, 11.03.2021 tarihli, 31420 sayılı Resmi Gazete, m. 4/1-d.
[2] a.e. m. 4/1-d.
[3] a.e. m. 5/1, m. 5/2.
[4] a.e. m. 5/4.
[5] a.e. m. 5/5, m. 5/6.
[6] a.e. m. 4/1-g.
[7] a.e. m. 5/3.
[8] a.e. m. 6/2-d.
[9] Fuat Erol, F. Zeynep Özata, Kusurlu Ürün Krizi ve Ürün Geri Çağırma Literatürü Üzerine Kavramsal Bir İnceleme, Pazarlama ve Pazarlama Araştırmaları Dergisi, Cilt: 14, Sayı: 3, Eylül 2021, syf. 515, para. 2.
[10] a.e. syf. 516, para. 2.
[11] a.e. syf. 515, para. 3.
[12] a.e. syf. 515, para. 3.
[13] a.e. syf. 515, para. 1.
[14] Bkz.: https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/airbus-narrows-software-crisis-airlines-ride-out-a320-recall-2025-12-01/.
[15] a.g.e. Yönetmelik, m. 8/6-e.
[16] Bkz.: 7223 Sayılı 12.03.2020 Tarihli Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu, m. 17/1.
[17] a.e. m. 17/2, m. 17/3.
[18] a.e. m. 17/4.
[19] a.g.e. Yönetmelik, m. 9/1.
[20] a.e. m. 13.
[21] a.e. m. 14.
[22] a.g.e. Kanun, m. 6/1-2.
[23] a.e. m. 21/3, m. 21/4.
[24] a.e. m. 21/2, m. 21/3.
[25] Doğukan Arık, Avrupa Ürün Sorumluluğu Direktifi ile Karşılaştırılmalı Olarak 7223 Sayılı Ürün Güvenliği Teknik Düzenlemeler Kanunu Uyarınca Ürün Sorumluluğu, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Ankara 2023, Yüksek Lisans Tezi, syf. 87, para. 2.
[26] a.g.e. Kanun, m. 18/1.
[27] a.e. m. 19/2.
[28] a.e. m. 19/3.
[29] a.e. m. 19/4.



